Kılıçdaroğlu’ndan 10 maddelik Taksim Manifestosu

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan 10 maddelik Taksim Manifestosu

CHP’nin çağrısıyla Taksim Meydanı’nda saat 18.00’da yapılacak olan ‘Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi’ için toplanmalar başladı. 10 maddelik Taksim Manifestosu hazırlayan CHP lideri, mitinge katılanlara manifestoyu okudu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine “Yurtta Sulh Konseyi” adını veren cuntacıların 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından partisinin çağrısıyla Taksim Meydanı’nda düzenlenen “Cumhuriyet ve Demokrasi” mitinginde konuştu..

Kılıçdaroğlu’nun onbinlerce kişinin katıldığı mitingdeki sözleri şöyle:

Bugün Taksim’deyiz, birlikteyiz. Bizim için hepimizin tarih yazdığı gündür, bugün. Biz Taksim’e niçin geldik? Taksim’de ne yapacağız? Hedefimiz ne? Bütün bunlara yanıt vermek için bir Taksim Manifestosu hazırladım. Şimdi bunu sizlere okuyacağım.

24 Temmuz 2016 Taksim Bildirisi

1- 15 Temmuz darbe girişimi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, varsa iç ve dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.

2- Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız ortak payda oluşmuştur. Siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine katkı vermek zorundadır.

3- Her türlü darbeye ve parlamenter sistemin üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak, demokrasiden yana olanların, bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman ne darbe ne dikta yaşasın tam demokrasi demeliyiz.

4- Darbe girişimi halkın direnme hakkını kullanmasıyla ayrı bir anlam kazanmıştır. Direnme hakkı demokrasiyi korumanın meşru bir yolu olarak ortaya çıkmıştır.

5- Demokrasimizin teminatı olan demokratik laik ve sosyal hukuk devleti ilkesinin Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.

6- Bu darbe girişimi anayasada yasama yürütme ve yargı olarak yer alan güçler ayrılığı ilkesinin demokraside denge ve denetlem işlerinin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

7- Balyoz, Ergenekon ve casusluk gibi davalarda mağdur edilen insanların itibar ve haklarının iadesi bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır.

8- Bu darbe girişimini devlet yönetiminin liyakata dayanması gerektiğini ortaya koymuştur. Siyasal yandaşlık, cemaatçilik değil bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz. Devletin yeniden inşaası zorunludur.

9- İnancı kimliği yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları bu ülkenin caddelerinde sokaklarında meydanlarında parklarında özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın 15 Temmuz darbe girişimi 3’ncü sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları üçüncü sınıf demokrasiye değil özgürlükçü demokrasiye layıktır. Türkiye tümüyle darbe hukukundan alınmalıdır.

10- Devlet, kinle öfkeyle ön yargıyla yönetilmez. Darbe girişiminde bulunanlar hukuk içinde yargılanmalıdır. Devletin vakarı bunu zorunlu kılmaktadır. İşkence, kötü muamele, tehdit devleti darbecilerle aynı duruma düşürür. Buna izin verilmemelidir.

Kılıçdaroğlu’nun okuduğu manifesto sonrası konuşmasından satır başları şöyle:

“10 maddeli Taksim Manifestosu olarak, oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler ellerini kaldırsınlar. Elini kaldıran güzel vatandaşlarım. ”

CoJIXkrWEAEV6XM

“Cumhuriyete ve demokrasiye gönül veren vatandaşlarım, 24 Temmuz önemli bir gündeyiz. Tarih yazan bir kentteyiz. Tarihi bir meyldandayız. Taksim Meydanı’ndayız. Tamksim Meyldanı bizim demokrasi tarihinde yer alan önemli bir alandır. Ecevit’e suikast düzenleneceği söylendiğinde, Ecevit “Yarın tek başıma Taksim’deyim” dedi ve arkasında yüzbinler vardı.

“1 Mayıs 1977, kanlı 1 Mayıs olarak tarihe geçen bir gün. Çok sayıda vatandaşımız hayatını verdi. Kanlı 1 Mayıs olarak bizim tarihimizde yer alan ve henüz aydınlığa kavuşmamış olan bu olay, yine bu meydanda meydana geldi.

“Ulu çınarlarıyla bize gülümseyen meydan. Ağaçların kesilmemesi için gençlerin doğaya sahip çıktığı bir meydan. Bu meydanda Gezi olayları yaşahndı ve o olaylarda, ellerinde karanfiller ve kitaplarla, bu ülkenin gençleri, umudumuz bu ülkenin umudu hep beraber ayağa kalktı.

“Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz. Onlarla beraber bir arada kardeşçe yaşamak istiyoruz. Ayrılık gayrılığın olmadığı Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bugün Lozan Anlaşması’nın kabul edildiği bir gün. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu egemen devletlere kabul ettirdiğimiz bir gün. Özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın tapu senedi olan Lozan’ı hayata geçiren Mustafa Kemal ve arkadaşlarına teşekkür ediyoruz.

“Cumhuriyeti, emekle kurduk. Alınteriyle kurduk, gözyaşıyla kurduk, binlerce şehidimizin kanı var Cumhuriyet’te. Silah yoktu, kurşun yoktu, para yoktu, o günün cumhuriyetinde. Ama bir şey vardı, birlik ve beraberlik vardı. Birlik ve beraberlik içinde Türkiye’yi çağdaş uygarlığa kavuşturacağız. Yedi düveli Lozan’da geldikleri gibi gönderdik.

“Babalarımız ve dedelerimiz bize Cumhuriyet’i kurdular ama o cumhuriyeti özgürlükçü bir demokrasiyle taçlandırmak bizim görevimizdir, onların vasiyetidir. Kimliği, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun, her vatandaşımız özgürlükçü demokrasiyi getirmekle yükümlüdür ve namus borcumuzdur.

“Türkiye’yi özgürlükçü demokrasiyle yan yana getireceğiz dedi. Bu hepimizin namus borcudur. Bugün 24 Temmuz, sadece lozan mı, hayır. Buğgün basın bayramı, medyanın bayramı. 108 yıl önce medyaya vurulan zincirleri kırdık. Dönemin devlet adamı Ali Paşa diyor ki, “Basın özgürlüğü ancak hatalarını düzeltmek istemeyen hükümetler için tehdittir. Basın özgürlüğü bir nimettir” diyor. Basın özgürlüğünü hep beraber koruyacağız. Medya özgürlüıünü sağlamak, hepimizin ortak görevidir. 15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasının ana unsurlarından birisi kesinlikle medya özgürlüğüdür.

“Medya özgürlüğü bizim tarihimizde var, bizim geleneğimizde var. Medya özgürlüığü bağlamında, geleneğimizi yozlaştırmamalıyız. Dün medya özgrlüğüne karşı çıkanlar, umarım bugün hatalarını anlarlar. Basını özgür olmayan bir toplumun kendisi de özgür değildir. Doğru haber alamayan bir toplumun özgürlüğü yok demektir.

“Biz özgürlük, demokrasi, cumhuriyet için hep birlikte yaşamak için büyük bedeller ödemiş bir milletiz. Her hak yüzlerce binlerce insanın ylaptığı mücadeleler sonucunda kazanılmış bir haktır. Türkiye’nin aydınları bugün sahip olduğumuz haklar için zindanlarda bedel ödediler. Aynı bedeli artık ödememeliyiz. Cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmalıyız.

“15 Temmuz akşamında darbeye karşı direnmek, darbeyi dışlamak Türkiye’den, ’21. yüzylılın Türkiye’sine darbe yakışmıyor’ dedirtmek hepimizin ortak görevi oldu. Darbeye karşı çıkan bütün siyasal partilerin genel başkanları, onlara destek olan bütün vatandaşlarımı yürekten kutluyorum ve şükranlarımı sunuyorum. Darbe üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Türkiye Cumhuriyeti’nin darbeler tarihine baktığımızda, en ağır bedeli Cumhuriyet Halk Partisi ödemiştir. Demokrasinin kıymetini de darbecilerin ne mal olduğunu da en iyi bilen partiyiz.

“Gelin medyayı dördüncü güç olarak Anayasa’ya yazalım.”

“Gelin Silivri zindanlarında hayatı mahvolan insanlara itibarlarını iade edelim”

KILIÇDAROĞLU GELMEDEN ÖNCE TAKSİM’DE YAŞANANLAR

Taksim Meydanı’nın etrafı çelik bariyerlerle kapatıldı, saat 14.00’de meydanda araç trafiği durduruldu. Özel harekat polislerinin de görev yaptığı meydanda geniş güvenlik önlemleri alındı. Miting öncesi toplananlar meydanda yapılan anonslarla çıkartıldı, ardından polis köpeklerle meydanda arama yaptı. Meydanda kurulan 5 ayrı standa hazırlanan 20 bin döviz mitinge katılacaklara dağıtılmaya başlandı. Kurulan bir standa da su dağıtıldı. Miting için meydana gelenler ellerinde Türk bayrakları taşırken, bazı vatandaşlarda başlarına ‘Türkiye’ yazılı bantlar bağladığı görüldü.

CHP TAM KADRO

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı, bugün Taksim Meydanı’nda yapmayı planladıkları Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi’ne ilişkin açıklama yaptı. İl Başkanı Cemal Canpolat, mitinge 133 milletvekili ile tam kadro katılacaklarını belirterek vatandaşlara, mitinge yalnızca Türk bayrağı ve Atatürk posterleri ile gelmeleri duyurusu yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl de “Yalnızca genel başkanımız konuşma yapacak” dedi.

Şişhane’deki il başkanlığı binasında gerçekleşen basın toplantısına açıklamaya, CHP İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, TBMM CHP Grup Başkan vekili Engin Altay ve Kadın Kolları Genel Başkanı Fatma Köse ile partililer katıldı. Açıklamada ilk olarak söz alan İl başkanı Cemal Canpolat, bugün Taksim Meydanı’nda onlarca sivil toplum kuruluşu ve sendikalarla miting yapacaklarını hatırlatarak “CHP olarak darbelerin her türlüsüne karşıyız. Türkiye’de başından beri hem Cumhuriyet hem de demokrasiden yana olan CHP Türkiye’nin birleştirici partisi olmuştur” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

2070 Kişi Tutuklandı

15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturma kapsamında aralarında askerler, polisler, yargı mensupları ve 2 sivilin de bulunduğu 2070 kişi tutuklandı.

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturmada, savcılıkça ifadeleri tamamlanarak tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen aralarında general, subay, astsubay, hakim ve savcı, er, polis, özel güvenlik, öğretmen ve 2 sivilin de bulunduğu 2070 kişi tutuklandı.

DARBEYE TEŞEBBÜSTEN TUTUKLANDILAR

Mahkemeye sevk edilen 2070 kişi “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” ve “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme” ve “Silahlı terör örgütüne üye olmak ” suçlarından tutuklandı.

1071 KİŞİNİN EMNİYETTEKİ İŞLEMLERİ DEVAM EDİYOR

221 kişi adli kontol hükümleri uygulanarak serbest bırakılırken, 103 kişi ise mahkemeden direkt serbest bırakıldı. Gözaltında bulunan 1071 kişinin emniyetteki işlemleri devam ederken, gözaltındakiler gruplar halinde Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na getirilmeye devam ediyor.

Türkiye OHAL döneminde ‘tam şeffaflık’ isteyen BM’ye güvence verdi

BM Genel Sekreteri kendisine verilen güvencenin OHAL ilan edilmesinin ardından verilmesinin oldukça önemli olduğunu belirtti.

Darbe girişimin ardından Türkiye’de önceki gün ilan edilen OHAL’in dünyada yankıları devam ediyor. Birleşmiş Milletler, Türkiye’deki darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL sürecinin tam bir şeffaflıkla sürdürülmesini istedi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, OHAL sürecinde Türkiye’nin, ‘uluslararası yükümlülüklere uygun bir şekilde hareket edilmesi’ vurgusu yaptı. Moon, üst düzey Türk hükümet yetkilileri tarafından kendisine güvence verildiğini belirtti.

Tam şeffaflık vurgusu

Amerika’nın Sesi’nden Can Kamiloğlu’nun haberine göre, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, ilan edilen OHAL sürecinde, Türkiye’ye, ülkenin anayasasına, kişi hak ve özgürlüklerine ve uluslararası insan haklarına uyulması çağrısında bulundu.

Moon Türkiye’ye yaptığı çağrıda, OHAL sürecinde ifade özgürlüğü, barışçıl gösteriler ve yargının şeffaflığına özen gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Genel Sekreter ayrıca darbe girişiminin ardından, sorumlularının bulunması için başlatılan yargı sürecinin tam şeffaflık içinde yürütülmesi umudunu taşıdığını vurguladı.

BM: Türkiye güvence verdi

BM Genel Sekreteri, Türk hükümet yetkililerinin 15-16 Temmuz darbe girişiminin ardından bu girişimin sorumlularını bulmak için hukukun üstünlüğüne bağlılık konusunda üst düzey Türk hükümet yetkilileri tarafından kendisine güvence verildiğini belirtti.

BM Genel Sekreteri Türk hükümet yetkililerinin kendisine verdiği bu güvencenin, OHAL ilan edilmesinin ardından yaygın şekilde devam eden tutuklamalar, gözaltılar, işten çıkartılmalar sonrasında verilmesinin oldukça önemli olduğunu belirtti.

 Kaynak: Cumhuriyet

Erdoğan’dan ‘Hulusi Akar’ ve ‘Fethullah Gülen’ iddiası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, France 24 kanalına röportaj verdi. Erdoğan, “Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan görevinin başında” dedi. Erdoğan, darbe girişimi gecesi, darbeci askerlerden birinin Hulusi Akar’ı Fethullah Gülen’le görüştürmek istediğini söyledi.
 CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, France 24 kanalına verdiği röportajda, ‘Bunu ilk kez söylüyorum’ diyerek, “Genelkurmay Başkanı’mızı rehin tutanlardan bir tanesi kendisine ‘Sizi kanaat önderimiz Fethullah Gülen’le görüştürelim, buluşturalım’ diyecek kadar ileri gidiyor” açıklamasında bulundu.

HAKAN FİDAN’LA İLGİLİ ‘İSTİFA’ AÇIKLAMASI: BÖYLE BİR ŞEY GÖRÜŞÜLMEDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, France 24 kanalına bir röportaj vererek, 15 Temmuz günü yaşanan askeri darbe girişimine yönelik soruları yanıtladı. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’la ilgili kendisine yöneltilen bir soruda, Hakan Fidan’ın istifasını sunup sunmadığı sorulan Erdoğan, “Hayır, böyle bir şey görüşülmedi. Benim karar almam gerektiğini söylediler. Ben de bu noktadan sonra hangi kararı alırsam kendileri hem MİT Başkanı hem de Genelkurmay Başkanı benim vereceğim karara uyacaklarını söylediler” diye yanıt verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İstihbaratımızın başkanı olsun ya da diğer komutanlar konusunda daha tam bir karar almadık. Bizim daha sonra bir karar almamız gerekirse bunu Başbakanımızla yapacağız. Şu an bir geçiş dönemindeyiz. İstihbarat konusunda bir zayıflık yaşandığı söylenebilir. Başarısızlık olduğu kesinlikle söylenemez”

“‘SİZİ FETULLAH GÜLEN’LE GÖRÜŞTÜRELİM’ DİYECEK KADAR İLERİ GİDİYORLAR”

Genelkurmay Başkanı Akar’ı 15 Temmuz akşamı rehin tutanlardan birinin Akar’a ‘Sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen’le görüştürelim, buluşturalım’ teklifinde bulunduğunu ilk kez açıklayan Erdoğan, “Bunlar Pensilvanya’dan aldıkları talimatla bu ülkede, bu darbe girişiminde bulundular. Şu anda itirafçılar var. Bu itirafçılar talimatı nereden aldıklarını söylüyor. Genelkurmay Başkanı’mızı rehin tutanlardan bir tanesi kendisine ‘Sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen’le görüştürelim, buluşturalım’ diyecek kadar ileri gidiyorlar. Bunu ilk defa şu anda söylüyorum. Biz bu süreci bir kenara koyabilir miyiz?” ifadelerini kullandı.

‘İDAM’ AÇIKLAMASI: BU BENİM SİYASİ FİGÜR OLARAK GÖREVİMDİR

‘İdam cezası’ talebi ve söz konusu talebin Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB)’yle ilişkilerine etkisinin ne olacağı sorulan Erdoğan, “Benim halkım, milletim sürekli ‘İdam istiyoruz’ diyorlarsa ve Meclis’teki milletvekilleri bu konuda olumlu oy verirlerse kusura bakmasınlar bu benim siyasi figür olarak görevimdir. Demokraside halk, ülkeyi yönetir. Ben şunu demek istiyorum. Eğer milletim bunu isterse her şeye değişir. Geçtiğimiz 53 yıldır AB bizi bekletiyor. Bu süre içerisinde AB’ye başka ülkeler alındı. Biz onlardan çok daha iyi durumdayız. Biz AB’nin daha fırsatlarından tam olarak istifade edemedik. AB, fasıllarda Türkiye’ye çektirdiklerini kimseye çektirmedi. Vize serbestisi konusunda da aynı tavrı takındılar. Bundan daha önce Türkiye ile vize sıkıntısı yaşanıyor muydu? Evet. Bize söz verdiler ancak verdikleri söze rağmen bize vize serbestisini sağlamadılar. Biz kendi sözümüzü tuttuk ancak AB kendi sözünü tutmuyor. O yüzden bizden bir şeyler isterken öncelikle kendilerine bakmalılar ve demokrasiye ve hukuka saygılarının olması lazım. Türkiye’ye karşı taraflılar ve ön yargılılar ve bu tarz ön yargılı tutumlarına devam edeceklerine inanıyorum” diye konuştu.

“BUNLAR HASAN SABBAH’IN ASKERLERİNİN SALDIRI YÖNTEMİNİ TAKİP EDEN TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELERİDİR”

Askeri darbe girişiminde bulunanlara yönelik ortaya çıkan bazı fotoğraflarda bu kişilerde işkence ve dövülme izlerinin görüldüğü söylenerek, askerlere karşı linç girişimini kınayıp kınamadığı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Şu ana kadar benim elime geçen fotoğraflarda onların kapalı salonlarda tutulduğuna dair, gözaltında olduklarına dair fotoğrafları gördüm. Tabi ki bazı karşı karşıya gelme durumları olmuş asker ve polis arasında. Askerler, askerlerle karşı karşıya gelmiş. Ona bakacak olursanız Genelkurmay Başkanı’na kelepçe takılırken bazı zarar verme durumları olmuş. Siz şimdi bunu söylerken hayatını kaybeden 246 kişiden bahsetmediniz. 2 binden fazla yaralanan kişiyi dile getirmediniz. Gerçek barbarlık budur. Bizim bundan bahsetmemiz gerekiyor. Benim kınadığım şey, askerin bir terör örgütü lideri olan Fethullah Gülen’in talimatlarını takip etmesi. Benim bahsettiğim masum vatandaşların ellerinde silah yoktu. Avrupalılar sürekli orantısız güç kullanımından bahsediyorlar. Ancak orantısız güç kullanımı nerede? Bir tarafta tanklar, uçaklar var. Benim milletim elinde böyle teçhizatlar yoktu. Bu acımasız terör eylemi tarihimizde görülmemiş bir olaydır ve bunlar Hasan Sabbah’ın askerlerinin saldırı yöntemini takip eden terör örgütü üyeleridir”

“FETHULLAH GÜLEN KONUSUNDA KENDİSİNİN İADESİNİ İSTİYORUZ”

Fethullah Gülen’in iade talebiyle ilgili açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ortada bir darbe girişimi var ve bu girişimin failleri ortada ve mahkeme önüne çıkacaklar. Biz çalışmalarımızla Fethullah Gülen’in bu terör örgütünün başında olduğunun farkına vardık. Biz onlardan iadeyi istediğimiz zaman hiç belge istemediler. Daha önce ABD ile olan hukukumuzda bizden bir terör örgütü üyesi istendiği zaman biz onlardan hiç belge istemedik ve iade ettik. Ancak biz bir darbe girişimi yaşadık. Fethullah Gülen konusunda kendisinin iadesini istiyoruz. ABD bizden sürekli belge ve kanıt istemeye devam ediyor. Biz ilgili belgeleri elektronik ortamda yollayacağız. Önümüzdeki 10 gün içinde ilk itiraflarla hukuki işlemler devam edecek. Ben Dışişleri Bakanımı, Adalet Bakanımı, özel temsilcilerimi ABD’ye göndereceğim. Böylece ellerindeki verileri karşılaştırabilirler” dedi.

“TÜRKİYE’NİN POLİTİK LİDERLERİ ÖLDÜKTEN SONRA MEMNUNİYETLE DANS EDECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki geniş güvenlik önlemleri üzerinden ‘Kendinizi tehlikede hissediyor musunuz?’ diye sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Tedbirleri almak durumundayız. Ben Paris’teki tedbirleri görmüştüm. Onlarla karşılaştırdığımız zaman aslında bizim almış olduğumuz tedbirler çok hafif kalıyor. Darbe girişimi sonrası olan bir dönemdeyiz. Her şey güllük gülistanlık değil. Biz tedbirlerimizi almaya devam edeceğiz. Normalleşme sürecine kadar elimizden geleni yapacağız. Gelişmiş ülkelerin yaptığından farklı bir şey yapmıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Millet Meclisi vuruldu. Bomba saldırısı gerçekleşti. Bu konuda tedbir almak durumundasınız. Bizim batılı arkadaşlarımız bu bombaları dikkate almıyor. Bunu anlamıyorum. Sanıyorum ki Türkiye’nin bütün politik liderleri öldükten sonra herhalde memnuniyetle dans edeceklerini düşünüyorum. Ancak üzgünüm, biz bütün gerekli tedbirleri almaya devam edeceğiz”

Kaynak: Cumhuriyet

İstanbul’da yarın bazı yollar trafiğe kapatılacak

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, yarın saat 18.00’de Beyoğlu İlçesi Taksim Meydanı’nda Cumhuriyet Halk Partisi’nin yapacağı “Darbelere Karşı Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi” nedeniyle saat 14.00’ten itibaren tedbirler sona erene kadar bazı yollar araç trafiğine kapatılacak.

Buna göre, Mete kavşağından Gümüşsuyu Caddesi AKM önü kavşağa kadar Mete Caddesi, AKM önü kavşaktan Belçika Konsolosluğu önüne kadar Sıraselviler Caddesi trafiğe kapatılı olacak.

Kaynak: Sabah

İzmir’de vahşet evi

İZMİR’in Buca ilçesinde, evde çıkan yangının söndürülmesinden sonra bir kadına ait ceset bulundu. Adının Funda Özdemir olduğu belirtilen kadının, bıçaklanıp öldürüldükten sonra bazanın içine saklandığı, üzerine yatak konulduktan sonra da ateşe verildiği belirlendi. Polis, genç kadını nişanlısı olarak tanıtan ve evi kiralayan bir kişi ile arkadaşını aramaya başladı.

Gece saat 03.30 sıralarında Kuruçeşme Mahallesi, 20527 Sokak’taki apartmanın zemin katından dumanlar çıkmaya başladı. Alevlerin etkisiyle camların patlaması üzerine uyanan vatandaşların haber vermesiyle polis ve itfaiye ekipleri adrese gitti. Yangının kontrol altına alınıp soğutma çalışmalarının tamamlanmasından sonra evdeki incelemede, baza içerisinde bir kadın cesedi bulundu.

Nöbetçi savcının incelemesinden sonra Adli Tıp Kurumu’na gönderilen cesedin, 25 yaşındaki Funda Özdemir’e ait olduğu saptandı. Evin, yaklaşık iki ay önce Funda Özdemir’i nişanlısı olarak tanıtan bir erkek tarafından kiralandığı ortaya çıktı. Evi kiraya veren kişinin ise, yakında bir sokak üzerinde oto yıkama işleri yaptığı saptandı.

POLİS ‘DİYARBAKIRLI EMRAH’I ARIYOR

Polis, olaydan sonra ortadan kaybolan, ‘Diyarbakırlı Emrah’ olarak tanınan Funda Özdemir’in nişanlısı ile arkadaşını aramaya başladı. Ev sahibi ise, internet ilanından evi bulan kişinin ikinci kiralarını ödemediğini, kaybettikleri kontratı yeniden yapmak ve kirayı almak için de olay günü akşam saatlerinde telefon görüşmesi yaptıklarını anlattı.
Bu arada Diyarbakırlı Emrah’ın kullandığı cep telefonu numarasının da yine Funda Özdemir adına kayıtlı olduğu anlaşıldı.

Kaynak: Cumhuriyet

ABD’den Bahoz Erdal ve Cizre açıklaması

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, günlük basın toplantısında Türkiye ile ilgili sorulara cevap verdi.

Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘Suriye ile aramızda kavga etmek için çok sebebimiz yok, aksine iyi ilişkiler sahibi olmamız için çok neden var’ sözü sorulduğunda Sözcü Kirby, Ankara’nın bu sözleri yorumlaması gerektiğini, Türkiye’nin IŞİD kaşıtı koalisyon gayretlerine katıldığını ve Türk yetkililerle sürekli bir iletişim içinde olduklarını ifade etti.

Bunun dışında Binali Yıldırım’dan gelen ve Suriye ile iyi ilişkilerimiz olması için bir neden yok sözlerine karşı gelmemesi dikkat çekti.

ABD: Bahoz Erdal’ı teyid edemeyiz

İlhan Tanır’ın haberine göre; Kirby, Bahoz Erdal isimli PKK liderinin Suriye’nin Kürt bölgesinde vurulduğu haberlerini teyid edip, edemeyecekleri sorulduğunda ise bu konuda bir doğrulama yapamayacaklarını kaydetti.

ABD: Cizre iddialarını çok, çok ciddiye alıyoruz

Son olarak Kirby, İnsan Hakları Gözlemevinin (HRW) Pazartesi günü yayınladığı ve Türk hükümetinin kendi kurumları ve BM’nin güneydoğu bölgelerinde araştırma yapmalarını engellediğini iddia ettiği açıklama hakkında yorum yaptı. HRW, Türkiye’nin başta Cizre olmak üzere güneydoğu bölgesinde son aylarda yerlerinden edilen ve hukuksuz öldürüldüğü iddia edilen vatandaşlarla ilgili yapmak istedikleri araştırmaya Türk hükümeti tarafından izin verilmediğini açıklamıştı.

Kirby bu rapordan yeni haberdar olduklarını ve konu üzerinde çalıştıklarını vurguladı ve şunu ekledi: ‘’Tabi ki bunlar ciddi konular. Bunlar ciddi endişelere neden oluyor. Ama HRW raporuna, bulgularına bakmadan önce yorum yapmam yerinde olmaz. Genel olarak göçmenlere ve masum sivillere kötü davranılması hakkındaki iddiaları çok çok ciddiye alıyoruz. Bunların tam ve şeffat şekilde soruşturmalarını ve sorumluların hesaba çekilmesini görmek isteriz.’’

Bu iddiaların aylardır dillendirildiği ve kendilerine sorulduğu hatırlatıldığında ise Kirby, ‘’Dediğim gibi bu tip iddiaları çok, çok ciddiye alıyoruz. Kimse bu tip şeylerin olduğunu görmek istemez. Türkiye’yi tam bir soruşturma ile bu iddiaları değerlendirmelerini teşvik ediyoruz. Rapor hakkında spesifik konuşamayacağım ama genel olarak bu konuyu çok, çok ciddiye alıyoruz.’’

ABD Cizre hakkında açıklama yapabilir

ABD Dışişleri Bakanlığının Cizre ve bölgede BM ve İnsan Hakları Gruplarına soruşturma izninin verilmemesi ve ciddi insan hakları ihlalleri hakkında bir açıklama yapması bekleniyor.

Kaynak: Cumhuriyet

Atatürk Havalimanı saldırısında 7 kişi daha tutuklandı

Atatürk Havalimanı’ndaki terör saldırısına ilişkin mahkemeye sevk edilen 7 şüpheli tutuklandı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bakırköy Adliyesi’ne sevk edilen 7 şüpheli, savcılıkta ifadelerinin alınmasının ardından tutuklanma talebiyle Nöbetçi Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

Nöbetçi Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği, 7 şüphelinin “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “tasarlayarak öldürmeye yardım etme” suçlarından tutuklanmasına karar verdi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan ve işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye çıkarılan toplam 30 şüpheli ö